Öğrenme Güçlüğünün Nedenleri

1.Beyin Hasarı: Hamilelik, doğum ya da doğum sonrası ilk aylarda bazı risk faktörlerinin merkezi sinir sistemini olumsuz etkilemektedir. Risk faktörleri ciddi derecede etkili olduğunda bebeğin ölümüne neden olabileceği gibi, orta derecede beyin hasarı serebral palsi, epilepsi ya da zihinsel özre yol açabilmektedir. Hafif düzeyde hasarın ise öğrenme güçlükleri ve gelişimsel sapmaya neden olabileceği ileri sürülmektedir.

2.Genetik Etmenler: Öğrenme güçlüğü tanısı alan çocukların aile üyelerinde prevalansın genel popülasyona göre
yüksek olması ve ikiz çalışmaları hastalığın genetik etiyolojisini desteklemektedir. Bazı araştırmacılar, öğrenme güçlüğü olan çocuk ve gençlerin %25-60’ında sorunun genetik olduğunu bildirmişlerdir. Birinci derecede biyolojik akrabalardan
kardeşlerde benzer sorunlar gözlendiği gibi ana baba ya da diğer akrabalar geçmişte benzer zorlukları yaşadıklarını belirtmişlerdir

3.Nörolojik Fonksiyonlardaki Bozukluk:  Son yıllarda etiyolojiye yönelik araştırmalarda işin içine nörolojik muayene ve EEG’nin girmesiyle nörolojik bir kavram özelliği de kazanmıştır. Bazı araştırmalar, öğrenme bozukluğunun birden çok alandaki işlevsel bozukluğa bağlı olduğunu ileri sürmekte ve öğrenme sürecini açıklamak için dört aşamanın varlığından söz etmektedir. Bu aşamalarda meydana gelen bozuklukların, öğrenme bozukluğuna neden olduğu varsayılmaktadır.

  • Giriş (input) aşaması, gelen bilgilerin, uyarıların duyu organlarından beyine girmesi, algılanmasıdır. Bu aşamadaki bozukluklar görsel, işitsel, mekânsal, dokunsal algı bozukluklarına yol açabilir. Harfler ters dönmüş (b-d, 6-9, u-n gibi) algılanabilir. Tüm sözcük ters çevrilebilir (çok yerine koç, ev yerine ve gibi). İşitsel algı sorununda birey, benzer sesleri karıştırır (f-v, b-m gibi), yönergeleri dinlemekte güçlük yaşar ve söylenenin bir kısmının algılanmadığı işitsel kopukluk durumu görülebilir. Sağ-sol karıştırma, mekânda pozisyon algılama güçlüğüne bağlı ip atlayamama, top oynayamama gibi sorunlar sık görülmektedir.
  • İşlem (entegrasyon) aşaması, gelen bilgilerin kaydedilmesi, organize edilmesi, anlaşılması ve işleme konulup  yorumlanmasıdır. Bu aşamada sıraya koyma, soyutlama ve organizasyon gerçekleşir. Öğrenme bozukluğunda bunlardan birinde ya da tümünde bozukluk söz konusudur. Günlerin, ayların, alfabedeki harflerin sırasının karıştırılması tipiktir
  • Bellek (depolama) aşamasında, anlaşılan bilgi tekrar kullanılmak üzere depo edilir. Öğrenme bozukluğunda daha çok kısa süreli bellek bozukluğu görülür.  Kısa süreli işitsel-görsel bellek bozuklukları genellikle birlikte ortaya çıkar.
  • Çıkış (output) aşaması beynin bilgiyi mesaj olarak hücrelere, kaslara dil ya da motor etkinlik alanlarına gönderme sürecidir. Öğrenme güçlüğü olan birey, dil alanında kendini ifade ederken, okurken, motor alanda yazı yazarken, ip atlarken, bisiklete binerken güçlük yaşar.

4.Hemisfer Arası İletişim Sorunları: Sol serebral dil fonksiyonlarında bozukluk disleksiye yol açabilir. Ancak sağ hemisfer fonksiyonları da (mekân oryantasyonu, imajinasyon, tanıma, sağ-sol ayırt etme, zaman kavramı, sıralama, müzik, sözel olmayan iletişim becerileri) okuma-yazma öğrenmede aynı ölçüde önemlidir.

5.Fonolojik İşlevlerdeki Bozukluk: Fonem (ses) dil sisteminin en küçük ve en temel parçasıdır. Bir kelimeyi tanıyıp, anlamak için beynin fonolojik modülünün kelimeyi fonemlerine ayırması gerekir (Örnek: k… u … ş… kuş). Konuşma  dilinde bu süreç otomatik olarak gerçekleşir. Konuşma da okuma da fonolojik sürece bağlıdır. Fakat aralarında önemli bir fark vardır. Konuşma doğaldır, okuma ise öğrenilir. Okuma, alfabedeki görsel sembolleri (harf) karşılığı olan seslere çevirmektir. Dislektikler, fonolojik modüldeki sorun nedeniyle sembolü (harf) sese dönüştürmede güçlük çekerler.

6.Algısal Bozuklular:  Öğrenme güçlüğünde duyu organları, algısal ve sinirsel duyu yolları sağlamdır fakat bu
çocuklar uyaranları algılamada, tanımada ve uygun tepkide bulunmada güçlük çekerler. Bu algısal alanlar şunlardır:

  • Görsel
  • İşitsel
  • Dokunsal
  • Kinestetik
  • Mekânsal

Görsel algı bozukluğu olan çocuk gördüğü şeyin şeklini ve pozisyonunu algılamada güçlük çekebilir. Harfleri ters veya dönmüş olarak algılayabilir (a yerine e, E yerine 3, 6 yerine 9 gibi). Harflerden b, d, p birbirleriyle karıştırılabilir. Tüm sözcük ters çevrilebilir. Bu sorun çocuk okuma-yazmaya geçemediğinde fark edilir. Bazı çocuklarda ise şekil-zemin sorunu olabilir. Bu bir bütünün önemli olan parçasına odaklaşabilmekte zorluk çekmektir. Okuma bu beceriyle ilişkilidir. Okuma, sözcüklere odaklaşmayı, soldan sağa satır izlemeyi gerektirir. Bu alanda zorluğu olan çocuklar; okumada satır atlama, aynı satırı tekrar okuma, sözcük atlama hataları yaparlar.

Uzaklık ve derinlik algılamada bozukluk olabilir. Böyle bir çocuk derinliği kestiremez, eşyalara çarpar, sandalyeden düşebilir. Ayrıca görsel algı sorunu olan çocukların açık alanda oynarken mekânda pozisyonlarını algılamada, sağ-sol ayırt etmede güçlükleri bulunmaktadır. Böyle çocuklar için top yakalamak, ip atlamak, yap-boz yerleştirmek, çekiç
kullanmak olanaksız olabilir.

Görsel algı gibi işitsel algılamada da bozukluklar olabilir. Benzer sesleri karıştırma (soba yerine sopa) görülür. Bazıları işitsel olarak figür-zemin ayırt etmede güçlük çekerler. Örneğin TV izlerken seslenildiğinde bakmaz, söylenilenleri dinlemiyor gibi görünürler. Bazısında işitsel kopukluk olabilir ve söylenenin bir kısmını kaçırır, algılayamaz. Diğer
duyusal alanlarda da sorun olabilir. Örneğin dokunsal algılama sorunu olan çocuk, avuç içine ya da sırtına yazılan sayını kaç olduğunu anlayamayabilir.

7. A Tipik Asimetrisi: Öğrenme güçlüğünün nedenlerine yönelik çalışmalarda sağ/sol beyin fonksiyonları, dominans, laterelalleşme ilişkileri de araştırılmaktadır. Sağ hemisferi aşırı gelişen ve solak olan kişilerin bu bölgelerde lokalize becerileri çok geliştiği için öğrenme güçlüklerine rağmen üstün yetenekler gösterdikleri de iddia edilmektedir. Öğrenme güçlüğü olan birçok ünlü ve yetenekli insanın sayılması bu varsayımı bir ölçüde desteklese de üstün yetenekli olmanın ve öğrenme güçlüğünün sağ hemisfer hipertrofisine mi yoksa sol hemisfer yetersizliğine mi bağlı olduğu bugünkü koşullarda bir varsayımdan öteye gidememektedir.

8. Metakognitif Gecikme: Bazı araştırmacılar, öğrenme güçlüğü olan çocukların kognitif becerilerinde bir olgunlaşma
gecikmesi olduğunu ileri sürerler. Bu nedenle belirtiler erken dönemde kendini belli etmeye başlar. Bu görüşe göre, öğrenme güçlüğü kavramıyla uğraşırken bilişsel (cognitive) süreçlere odaklanmak daha uygun bir yaklaşım olabilir.

Bu yazı 2579 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Online Psikolojik Testler
psikolojik testler
Bu siteye,Klinik Psikolog, Psikolojik Testler, Depresyon Testi, Takıntı Testi, Aşk Testi, Kıskançlık Testi, Ankara Psikolog Tavsiye, Psikolog Ankara Adresleri, Pedagog, Çocuk Psikoloğu, Aile Danışmanı, Evlilik danışmanı, Cinsel Terapi, Depresyon, Panik Atak, Fobiler, Yaşam Koçu, Takıntılar, Psikolojik Testler anahtar kelimeleri ile ulaşıldı. Ankara Psikolog